11 Haz 2008

children of men

Yazar: sacidu

yıl 2027, mekan londra. son doğum 18 yıl önce olmuş. o zamandan beri dünyaya kısırlık hakim. yeni doğumlar olmadığı için de dünya ölüyor. büyük britanya dünyanın diğer bölgelerinden ülkeye girmeyi başaran göçmenleri sınır dışı etmek için büyük bir çaba harcıyor. bir de hepimiz göçmeniz hepimiz yabancıcılar var ki bunların elebaşı julianne more. terör örgütü gibi birşeye denk geliyor yanlış anlamadıysam.

micheal caine var, jasper isimli saçlı sakallı bir ihtiyarı oynuyor, izini kaybettirmiş bir marihuana yetiştirip sonra da satıcısı. asıl adam clive owen, yani theo‘nun jasper ile bağlantısını çözemedim ama birbirlerini sevip kolluyorlar. bir de kee var. hani şu göçmenlerden, zenci bir kız. kendisi hamile. onu bi yere götürmeye çalışıyolar fln öyle bişeyler. 18 yıl sonra ilk defa bir bebek doğacak. oh my god..

çok sağlam bir bilim kurgu olduğunu okuyup öyle izlemiştim ama gelecekte geçen bir aksiyon filmi ile karşı karşıya kaldım. filmin bilim kurgu olduğuna da inanmıyorum. yıl 2027, şimdikinden farklı lcd ekranlar üretilmiş ve hiç çocuk olmuyor. bu mudur bilim kurgu? nası bi aksiyon yapsam diye düşünürken böyle saçma bir kurgu oluşturmuşlar. zaten başroldeki 3 ünlü oyuncu da ölüyor. hangi sırayla öldüklerini söylemeyim de onu bari merak edin. gerçi izlemenizi tavsiye etmiyorum ama hadi neys..

 

09 Haz 2008

“Next” ve “I Now Pronounce You Chuck and Larry”

Yazar: sabahnur

Next,

Nicholas Cage filmi. Güzel hatunlar, Jessica Biel ve Julianne Moore eşlik ediyor. Moore’a dedektif rolü  yapıştı resmen. Ben en cok Hannibalda sevmiştim kendisini.. Biel’i de nerden hatırlıyorum diye düşünürken, İlizyonist’ten olduğunu gec de olsa hatırlayabildim…

Film de, kahramanımız 2 dakikaya kadar olacak olayları yani bir nevi geleceği görüyor. Devlet adına önemli bir iş için yardım isteniyor ama kabul etmiyor, etmezse neler olacağını neler olamayacagını gercek ve rüya arası goruyor felan.. Aksiyon, macera hepsi burada özetle..

 

İkinci filmimiz “Damadı öpebilirsin“ ..

Kevin James‘in King of Queens‘deki performansının aşkına aldım bu filmi. Adam Sandler‘ın gölgesinde kalmış gibi geldi bana..

Filmin birçok yerini ileri sardırdık, aile filmi değil pek :) Emekli parasını alabilmek için gay gibi davranmak hatta bir erkekle evlenmek durumunda kalan iki çocuklu bir baba ve arkadaşının komik halleri.. 

06 Haz 2008

yumurta

Yazar: sacidu

yumurta bir üçlemenin son filmi ama ilk çekilmiş. tümden gelim oynuyoruz. ilk iki film bal ve sütmüş ve süt şu an çekiliyormuş. başrolde nejat işler var, yusuf köksal isimli bir şairi oynuyor. memleketi izmir tire’den ayrılıp istanbul’a gitmiş. bir gece tükkanında yatmaya hazırlanırken telaşlı bir telefon alıyor. yusuf abi diyor kızın biri, bizi ara ve olaylar gelişiyor.

yönetmen semih kaplanoğlu nuri bilge ceylan‘ın durağan filmlerle habira cannes’da ödül kazanmış olmasından etkilenmiş olmalı ki dupdurağan bir film yapmış. konuşmayan, odunumsu insanları izliyoruz. bişeyler oluyor anlam çıkartmaya çalışıyoruz ama boşta kalıyor. günler geçiyor, bir anadolu kasabasının günlük hayatından kesitler görüyoruz ve bekliyoruz bişeyler olacak diye. olmuyor.

yumurta’yı izlerken nuri bilge ceylan ve andrei zvyagintsev‘in filmlerini düşündüm. andrei’nin filmlerini yanına yaklaşamaz bile ama nuri bilge’ye de ulaşamamış. filmin hemen hemen tamamı tire’de ve ev içinde fln geçtiği için pek enteresan çekimler yapamamış. sen uzağa git ben nejata netleyim gibi hareketler yapmış o kadar. andrei izleyin o sırada ekmek yiyin derim ben bu ikisine. 40 fırın hesabı..

bu arada, sözlüğe baktım yazımı yazmadan, genel görüş ne yönde diye. biri demişki, “yaşam ve ölümü anlatıyor”. hadi ordan dedim. bi başkası “bir türlü sadede gelemeyen, mütemadiyen çabalayan film” demiş. bastım şukelayı.. bu kadar iyi özetlenemezdi bi film.

 

31 May 2008

spanglish

Yazar: sacidu

tek kelime ingilizce bilmeyen meksikalı bir kadının küçük kızıyla birlikte çalışmak için las vegas’a gelişi ve orada, babası amerikanın en iyi aşçıbaşısı ve dünyanın en sakin kocası, karısı histerik bir kadın olan zengin bir ailenin yanında işe girmesini anlatan bir film. ailenin bernice isimli kilolu ve diş telli ama müthiş tatlı bir kızları ve eskiden ünlü bir şarkıcı olan annannesi var.

evinizde dilinizden anlamayan bir yardımcı olduğunu düşünün. el işaretleriyle anlaşıyorsunuz ya da anlaşamıyorsunuz. bir de kültür farkları var. meksikalı flor’un ailede anlam veremedikleri ve onların flor’da anlam veremedikleri, çatışmalar. ebeveyn-çocuk ilişkileri ve anlaşmazlıkları. hepsine sakin yaklaşma mesajı. aşk ise olmazsa olmaz. samimi ve komik bir film.

flor‘u paz vega oynuyor, baba karakteri olan john clasky‘yi adam sandler. histerik kadın deborah clasky‘yi canlandıran tea leoni de görülmeye değer. izleyin, izletin (tam bir aile filmi)..

 

26 May 2008

gadjo dilo

Yazar: sacidu

gadjo çingene olmayan manasına geliyormuş. dilo‘nun tam manası konusunda hiçbir fikrim olmamakla birlikte çılgın olabilir diye düşünüyorum. çünkü filmin ingilizce ismi crazy stranger, türkçesi ise çılgın yabancı.

stephane müzik peşinde koşan bir fransız, çok sempatik bir yüzü ve müthiş bir gülümsemesi var, dilini bilmediği topraklara nora luca isimli bir şarkıcıyı arıyor. geceyi geçirecek yer ararken izidor isimli çingeneyle karşılaşıyor ve onun yaşadığı topraklara gidiyor. çok sıcak bir film derler hani, işte ondan. çingenelerin reprenkli dünyaları, habire oynamaları (hem de nasıl oyun), hakareti ve küfürü iyi niyet göstergesi olarak kullanmaları gibi akılda kalıcı birçok güzel yanı var. stephane fransızca bilip konuşuyor, çingenelerse kendi dillerini. iki taraf birbirine kendi dilini öğretirken aklımda altyazıda “harika, adamım” olarak çevrilen ve telafuzu “super munşen” olan fransızca ifade kaldı. fransızca bilen biri şunun doğrusunu yazsın lütfen.

balkan müziğini seviyorsanız film bir artı daha alıyor. akılda kalıcı parçalar var. bu arada filmin sansürlenmesi gereken yerleri var ve altyazısı biraz terbiyesiz. ne biçim film tavsiye ediyosun demeyin sonra.. bunlarla ilgili bir probleminiz yoksa eğlenceli zaman geçirebileceğiniz bir film.. ona göre..

 

22 May 2008

Death Sentence

Yazar: ali usta

Ne kadar düzgün bir hayatın olsa da pislik eğer sana bulaşacaksa gelip bulaşıyor ve senin hayatını da mahfetmeyi başarıyor temalı, bol kanlı, ölümlü ama baştan sonra hareketli, heyecanlı bir film Death Sentence - Ölüm Emri.

Oğlunun, benzin istasyonunda sokak çetesine girmeye namzet bir zibidi tarafından öldürülmesi sonucunda, hukukun vereceği cezayı beğenmeyerek “hayır oğlumu öldüren o değildi” diyerek ifadesinden cayan ve zanlının serbest kalmasını sağlayan, akabinde de ona cezasını kendi veren bir babanın hikayesini (dramını?) anlatıyor filmimiz.

Yani bildik bir film aslında. Çok iyi ya da çok kötü gibi nitelendirmelere gelmeyecek, başka işiniz yoksa izlenebilecek bir film.

Puan vermeyeceğim : )

İyi seyirler…

20 May 2008

Hors de prix

Yazar: sabahnur

Amelie’i izleyip Audrey Tautou ’nun oyunculugunu sevmeyen yoktur heralde. Ben de filmin kapagında görünce hatunu, alıverdim hemen. Yoo yo hayranı değilimdir ama su gune dek izlediğim filmlerinin hepsini sevmiş durumdayım. (Un long dimanche de fiançailles , The Da Vinci Code )

Romantik komedi bir film yapı itibariyle… Paraya aşık,yaşlı ve zengin erkek avcısı rolunde Irene(A.T).

Filmin ilk dakikalarında , Maid in Manhattan’i mi izliyorum acaba dedim,ama değildi.

Carpık,sacma insan ilişkileri,komik durumlar,marka,para vs. vs.

Vasatın üstü bir filmdi diyebilirim. Zaten imdb de 6.8 vermiş.

 

19 May 2008

Arı Filmi

Yazar: sabahnur

Animasyon denince akan sular durur bende! Özellikle pazar gunleri uzun bir kahvaltı sonrasında, elde meyve suyuyla izlenen animasyonun verdiği mutluluk,tüm güne yeter!

Arı Filmini epeydir izlemek istiyordum, beklediğime ,heyecanlandığıma degen bir animasyondu.

İzlerken ,”Cok şükür hollywood, farklı hayvanları filmleştirmeye baslamıs” dedim kendi kendime, zira balık ve penguenlerden öggk gelmişti artık!

Orjinal seslendirmede; meshur Seinfeld dizisinin de beyni olan Jerry Seinfeld ve Renee Zellweger varmış. Seinfeld ayrıca, bu animasyonun yazarlarından da biri. Demek ki, bir de orjinalini izlemek gerek!

Konusuna pek girmeyi dusunmuyorum, ama Einstein haklıymış:)

imdb notu:6.4 ,imdbciler cem yılmazdan izleselerdi 7 verebilirlerdi:))

15 May 2008

romulus, my father

Yazar: sacidu

acıların çocuğu ray romanya kökenli olup avustralyada yaşayan bir çocuk. dengesiz ve sorumsuz annesi, aynı kadını paylaşan ve vazgeçemeyen karaktersiz öz ve üvey babalarının arasında yaşamaya çalışıyor. çok yavaş bir film, sürükleyici olmayan bir senaryo, avustralyalı romenlerin acınası hali. hikaye gerçekmiş ve gerçek ray’in anıları kullanılmış. ray büyüyünce yazar ve filozof olmuş. filmin sonunda veriliyor bu bilgi. nasıl olmasın nasıl. bu nasıl çocukluk.

14 May 2008

proof & fracture

Yazar: sacidu

biri proof diğeri fracture olmak üzere iki günde iki anthony hopkins filmi izledim. 

anthony hopkins deyince aklıma kuzuların sessizliği filmindeki hannibal karakteri gelir. ayemdibi’den filmografisine baktım da, izlediğim diğer filmlerinde de hep benzer karakterleri oynamış. katil değilse bile manyak, psikopat, dengesiz, şerefsiz. misal meet joe black‘teki ölüm meleği, surviving picasso‘daki picasso, all the king’s men‘deki yargıç karakteri ve diğerleri. hepsi aynı yerden çıkma.

proof filminde anthony hopkins kafayı bozmuş bir matematik dahisini oynuyor. gywneth paltrow ise babasına çekmekten korkan kızını. ikisi de matematikçi ve sanırım kafayı bozma durumu kalıtsal, ikisi de dengesiz. erkek oyuncu kontenjanından kendisine yer bulmuş jake gyllenhaal ise filmin aşk baharatı. matematikçiler için olabilir ama ben pek keyif alamadım. anthony’nin oyunculuğu ve gywneth’in juliet’e (losttaki) ne kadar benzediği dışında pek birşey kalmadı aklımda. filmin konusu hakkında bir ipucu olarak hiçbişey söyleyemem. spoiler’a girer..



fracture‘da da yine psikopat bir hopkins canlandırması var. ryan gosling ise bölge savcılığında görevli bir avukat. şöyle bir benzetme yaparsam yanlış olmaz. hopkins kediyi, gosling fareyi oynuyor. hopking goslingle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyor. hiç hazzetmediğim gosling’in fare konumuna düşmesini keyifle izledim. bu arada film polisiye. afişte “karımı öldürdüğümü kanıtlayamazsınız” yazıyor. gelin siz tahmin edin gerisini..



proof’a 6, fracture’a ise 6,5 puan veriyorum. 10 üzerinden..